Yazmayayım dedim ama mecburiyet doğdu.
Baştan belirteyim arabeskten nefret ederim.
İşçi bir ailenin çocuğuyum. İlkokulun ilk gününe dair hatırladığım, annem yevmiyesini kesmesinler diye beni bahçe kapısında bırakıp işe gitmişti. Ben de annelerine ağlayan çocukların arasından geçip sınıfıma gitmiştim.
Ben de Şişli Teknik Lisesi Motor Bölümü mezunuyum.
Normal bir liseli olsaydım tıp seçecek kadar ÖSS'de derece yaptım.
Yazan üyelerin çoğunun bileceği üzere katsayı sebebiyle Mühendislik Fakültesi'ni seçemedim. Öyle ki motor bölümü mezunu olmama rağmen makine ya da uçak motor mühendisliğine bile almadılar. Sadece Dokuz Eylül Üniversitesi Motor Öğretmenliği bölümüne girebiliyordum. Onu da ben istemedim.
---
Biraz da şanslıydım, ortaokul çağlarımda iflas etmiş bir profesörle tanıştım.
İTÜ Elektronik Yüksek Mühendisi, TÜBİTAK bursuyla ABD’ye gitmiş ve doktora sonrası profesör unvanını alıp 15 yıl orada kaldıktan sonra dönmüş.
Döndüğünde dokuz fabrikayı aynı anda çalıştıracak kadar ticareti olmuş ama dediğim gibi batmış.
Onun yanında çırak olma fırsatım da onun batış dönemine denk gelmemle oldu.
Velhasıl, neredeyse 30 yıldır hala çırağıyım.
CERN'de gözlemci dahi yapan bu hocamızın yanında, HHO’da yıllarca F-16 modernizasyon ekibinin hocalarıyla, birçok üniversitenin laboratuvarlarında çalışma fırsatım oldu. Bir süre sonra Hürriyet Grubu’nda donanım editörlüğü yaptım. Oradan da yazılıma bulaştım, elektronik hobi olarak kaldı.
Ben doğduğum günden beri mücadele içindeyim.
İşin garibi, bugün bile bana bu zulmü yapan insanların çocuklarının iyiliği için çalışıyorum.
Onlar zulmetmek için yaptılar, ben Allah rızası için yapıyorum. Onlar —buradaki üyelerin paylaşımlarından da görüldüğü üzere— zalim oldular. Bizler Allah rızasına talip olanlarız.
Allah herkesin çarşına göre pazar versin...
Bazen biraz agrasif oluyorum ama bu politika merakımdan değil. Benim için şimdi gençlere sahip çıkıp onları motive etme zamanı. Hepiniz hakkınızı helal ediniz.