Turkiye gibi ithal urunlere cok yuksek vergi uygulayan fakat teknolojide ileri ulke varmi
Güzel ve zor bir soru sordun — çünkü
“yüksek ithalat vergisi + ileri teknoloji” birlikte pek sık görülen bir kombinasyon değil, ama
bazı kısmi örnekler var. Net ve dürüstçe anlatayım.
Kısa cevap
Türkiye seviyesinde yüksek gümrük vergisi uygulayıp, aynı anda ileri teknoloji ülkesi olan neredeyse hiç ülke yok.
Ama
bazı ülkeler belirli sektörlerde bunu kısmen başarmış durumda.
Bu işi gerçekten başaran ülkeler
Japonya
Geçmişte (1950–1980 arası)
- Çok yüksek ithalat korumaları vardı
- Yabancı ürün girişi neredeyse imkânsızdı
- Ama aynı anda:
- Eğitim
- Ar-Ge
- Sanayi disiplini
- Devlet–özel sektör koordinasyonu
çok güçlüydü
Önemli nokta:
Güney Kore
Türkiye’ye en çok benzeyen ama kritik farkı olan ülke
- 1960–1990 arası:
- İthalat ciddi şekilde kısıtlandı
- Yerli sanayi korundu
- Ama eş zamanlı olarak:
- Dev firmalar (Samsung, LG, Hyundai)
- Devlet destekli Ar-Ge
- İhracat zorunluluğu vardı

Çok kritik fark:
Türkiye’de ise genelde:
Çin
Bugün hâlâ kısmen uyguluyor
- Yüksek gümrük vergileri
- Ama asıl mesele vergi değil:
- Zorunlu teknoloji transferi
- Dev iç pazar
- Mühendis ordusu
- Devlet planlaması
Çin modeli:
Bu modeli herkes uygulayamaz.
Neden çoğu ülke başaramıyor?
Çünkü
yüksek ithalat vergisi tek başına işe yaramaz.
Eğer aynı anda şunlar yoksa:
- güçlü üniversite–sanayi bağı
- gerçek Ar-Ge (kağıt üstü değil)
- rekabet zorunluluğu
- ihracat baskısı
- liyakatli teknik kadro
sonuç şu olur:
Karşılaştırma özeti
| Ülke | Yüksek ithalat vergisi | Yüksek teknoloji | Model |
|---|
| Japonya (eski) |  |  | Geçici koruma |
| Güney Kore (eski) |  |  | İhracat şartlı |
| Çin | Kısmen |  | Devlet planlı |
| Türkiye |  |  | Süresiz koruma |
| Brezilya |  |  | Koruma → verimsizlik |
| Arjantin |  |  | Aynı sorun |
Güney korenin 30 yıl gibi bir korumada kaldığını yazmış.
Türkiye daha yeni başladı sayılır. 30 sürmeyeceğine bahse girerim. 100 yaşamayacağım için problem olmaz.
Türkiyenin her alanda en büyük eksikliği denetim yoksunluğudur.
Denetimsizlikten ötürü millet olarak her işin cılkını çıkarmaya bayılırız.
Türkiyenin 100 de 100 ü devleti denetlemeye zorlar ve aynı zamanda oto denetim yaparsa mesele çok kısa sürede çözülür.
Mikro ölçekte ithalata hadi eywallah diyelimde yahu tuvalet kağıdını ve peynirin 50 türünü de kanada dan ithal etmenin alemi warmı?
Sonuçta kurunun yanındaki yaş meselesi kaynaklı dertleriniz.
Teknoloji ürünleri dışında yerli üretilen malların ithal gümrüğü 1 klira da olsa 1 milyon lirada olsa yüksek olmalıki en azından iç piyasada yerli üretim tutunabilsin.
Buna karşılık ithal yasak deyu yerli üreticilerin habire fiyat artırması da bir şekilde engellensin (Ki buna en büyük engel serbest piyasa ekonomisi adı altında denetimsizlik). Bir şekilde özellikle bazı konularda devlet olağan üstü hal uygulkaması yapabilmeli. Serbest piyasa ekonomisi hukukunu belirli alanlarda askıya alabilmeli.
En başta gelen nokta ise gıda terörüdür. Serbest piyasa ekonomisinin sonucunda başımıza gelen en kötü çelişkidir.
Çok çok geç kalınmıştır.
Gıda terörü domino etkisiyle tüm ticari yapıyı etkileyen unsur haline gelmiş ve devletin ise sadece ithalat kısıtlamasıyla bunu çözmesi mümkün değildir.
Radikal uygulamaların yönü doğru olmamakla beraber değişik alanlarda da uygulanması gerekmektedir. Özellikle iç piyasa dinamiğini artırmak için denetimi artırmak ve caydırıcı tedbirlere baş wurmak zorundadır.
Böyle bir uygulama ile ülke 5 yıl içinde eskisinden daha güçlü konuma gelebilir.
Sonrasında ithalatta da gevşemeler ile serbesti (Gıda piyasası hariç) uygulanabilir.
Devlet zamanında 'Langırt' makinasını nasıl yasakladı ve kanun halen uygulanmamakla birlikte yürürlükteyse bu konulardada benzer uygulamalar yapmak zorundadır.