Merhabalar dostlar
Senelerdir süregelen vede kendimi başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için saat kurup gittiğim kısır döngüden çıkardığım, kendi işimin sahibi olmak için adım attığım ve bu uğurda varımı yoğumu ortaya koyarak büyük bir hırsla büyük bir istekle ve motivasyonla yürümeye çalıştığım zamanın 3. ayını doldurmak üzereyim. Bu kararı almama iten en nefret ettiğim şeylerden kısaca bahsetmek istiyorum.
Teknik personel olarak (elektrik otomasyon) çalıştığım yerlerde işimi her defasında sahiplenip kendi işim gibi benimseyerek katma değerimi firma için ortaya koymaya çalıştım. Bunu yaparken bazen yapılamaz denilen şeyleri yaptığım bazen bir gece vardiyasında üretimi kurtarmak için inisiyatif alarak çözüm bulduğum, bazen de benden çok önce çalışıp vur-geç ustacıklar diye tabir ettiğimiz şahısların pisliğini temizlediğim çok olmuştur. İşte bunları yaparken kimseye eyvallah demedim, boyun eğmedim en önemlisi yalakalık ederek ben buradayım deme isteğinde bulunmadım. Ne yapalım devir böyleymiş. Çok sesi çıkanın daha çok göz önüne konulduğu çok iyi iş yapanın ise eşek gibi kullanıldığı hakkını hukukunu tabiri caizse itin köpeğin maskarası edildiği dönemlerde çalışmaya çalıştım. Liyakatin önemli olması gerektiği şu zamanlarda yöneticilerin kendilerine yakın olması anlamında hiç bir işten anlamayan niteliğe sahip olmayan boş tenekelerin sırf daha iyi yalıyor vede çok daha iyi yalan söyleyip yeri geldiğinde vatanını milletini dahi satacak kıvamda olan insanlarla pardon insan dedim organizmalarla çalışmak istemesi beni artık kendi yolumu çizmeme itti gerçi son iş yerimden de işten çıkarıldığımda ise herşey bunun tuzu biberi oldu.
Lisede aldığım elektronik eğitimimi artık elektronik kart tamiri üzerinde kullanmayı bu şekilde kendi rızkımı gerekirse kartların bakır yollarından çıkarmayı seçtim. Geriye dönüp baktığımda ise çok yorulduğumu kendimi her defasında aylık maaşımı alabilmek adına çokça fazla yıpratıp enerjimi harcadığımı gördüm. Ne kadar kötü yapmışım. Şimdi ise adım atmaya çalıştığım şu günlerde her gün daha fazla bir şeyler öğrenmeye kendime çokça yatırım yapma gayreti içerisinde görüyorum. Hani derlerdi ya büyüklerimiz "aman oğlum maaşı olan sigortası olan bir işe girde emekli olana kadar çalış" diye. Evet belki öyle yapanlarımız vardır şuanda fakat ben onu inanın ki yapamadım. Ne zaman böyle bir düşünceyle adım atsam gördüklerim bana bir süre sonra batmaya ne kadar susup ses çıkarmak istemesem de bir yerde öyle yada böyle tepkimi koyma yoluna gidiyordum. Ne yapalım karakterimiz böyle. Sonuçta M.Kemal Atatürkte İstanbuldan Samsuna gideceğinde söylediği şu söz hala aklımda "ben birşey yapmazsam kimse bu vatan için birşey yapmayacak!" ister bu söze katılırsınız ister katılmazsınız ona birşey diyemem fakat sözün altında yatan anlam benim için oldukça büyük.
Bu yola çıktığımdan beridir bazen korkularım nüksediyor. Ya başaramazsam ya olmazsa diye. Ama içimde de dur durak bilmeyen ve gün geçtikçe büyüyen "ARTIK YETER YAPMALISIN BUNU" azminin önüne geçemiyorum. Siz değerli büyüklerimden kardeşlerimden veya arkadaşlarımdan bu elektronik tamir yoluna yeni çıkan biri olarak bana önerebileceğiniz düşüncelerinizi fikirlerinizi naçizane yol gösterme babında satırlarınızla ifade etmenizi bekliyorum ve paylaşacağınız herşey benim için çok değerli olacaktır.
Buraya kadar okuyup bana vakit ayırdığınız için teşekkür ediyorum. Aslında bu paylaştıklarım içimde kopan fırtınaların yüzde biri bile değildir sadece kısa ve öz bir şekilde ifade etmek biraz olsun farklı vizyonlar görebilmek amacı taşıyorum. Sürç-i lisan eylediysem affola kalın sağlıcakla.
Senelerdir süregelen vede kendimi başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için saat kurup gittiğim kısır döngüden çıkardığım, kendi işimin sahibi olmak için adım attığım ve bu uğurda varımı yoğumu ortaya koyarak büyük bir hırsla büyük bir istekle ve motivasyonla yürümeye çalıştığım zamanın 3. ayını doldurmak üzereyim. Bu kararı almama iten en nefret ettiğim şeylerden kısaca bahsetmek istiyorum.
Teknik personel olarak (elektrik otomasyon) çalıştığım yerlerde işimi her defasında sahiplenip kendi işim gibi benimseyerek katma değerimi firma için ortaya koymaya çalıştım. Bunu yaparken bazen yapılamaz denilen şeyleri yaptığım bazen bir gece vardiyasında üretimi kurtarmak için inisiyatif alarak çözüm bulduğum, bazen de benden çok önce çalışıp vur-geç ustacıklar diye tabir ettiğimiz şahısların pisliğini temizlediğim çok olmuştur. İşte bunları yaparken kimseye eyvallah demedim, boyun eğmedim en önemlisi yalakalık ederek ben buradayım deme isteğinde bulunmadım. Ne yapalım devir böyleymiş. Çok sesi çıkanın daha çok göz önüne konulduğu çok iyi iş yapanın ise eşek gibi kullanıldığı hakkını hukukunu tabiri caizse itin köpeğin maskarası edildiği dönemlerde çalışmaya çalıştım. Liyakatin önemli olması gerektiği şu zamanlarda yöneticilerin kendilerine yakın olması anlamında hiç bir işten anlamayan niteliğe sahip olmayan boş tenekelerin sırf daha iyi yalıyor vede çok daha iyi yalan söyleyip yeri geldiğinde vatanını milletini dahi satacak kıvamda olan insanlarla pardon insan dedim organizmalarla çalışmak istemesi beni artık kendi yolumu çizmeme itti gerçi son iş yerimden de işten çıkarıldığımda ise herşey bunun tuzu biberi oldu.
Lisede aldığım elektronik eğitimimi artık elektronik kart tamiri üzerinde kullanmayı bu şekilde kendi rızkımı gerekirse kartların bakır yollarından çıkarmayı seçtim. Geriye dönüp baktığımda ise çok yorulduğumu kendimi her defasında aylık maaşımı alabilmek adına çokça fazla yıpratıp enerjimi harcadığımı gördüm. Ne kadar kötü yapmışım. Şimdi ise adım atmaya çalıştığım şu günlerde her gün daha fazla bir şeyler öğrenmeye kendime çokça yatırım yapma gayreti içerisinde görüyorum. Hani derlerdi ya büyüklerimiz "aman oğlum maaşı olan sigortası olan bir işe girde emekli olana kadar çalış" diye. Evet belki öyle yapanlarımız vardır şuanda fakat ben onu inanın ki yapamadım. Ne zaman böyle bir düşünceyle adım atsam gördüklerim bana bir süre sonra batmaya ne kadar susup ses çıkarmak istemesem de bir yerde öyle yada böyle tepkimi koyma yoluna gidiyordum. Ne yapalım karakterimiz böyle. Sonuçta M.Kemal Atatürkte İstanbuldan Samsuna gideceğinde söylediği şu söz hala aklımda "ben birşey yapmazsam kimse bu vatan için birşey yapmayacak!" ister bu söze katılırsınız ister katılmazsınız ona birşey diyemem fakat sözün altında yatan anlam benim için oldukça büyük.
Bu yola çıktığımdan beridir bazen korkularım nüksediyor. Ya başaramazsam ya olmazsa diye. Ama içimde de dur durak bilmeyen ve gün geçtikçe büyüyen "ARTIK YETER YAPMALISIN BUNU" azminin önüne geçemiyorum. Siz değerli büyüklerimden kardeşlerimden veya arkadaşlarımdan bu elektronik tamir yoluna yeni çıkan biri olarak bana önerebileceğiniz düşüncelerinizi fikirlerinizi naçizane yol gösterme babında satırlarınızla ifade etmenizi bekliyorum ve paylaşacağınız herşey benim için çok değerli olacaktır.
Buraya kadar okuyup bana vakit ayırdığınız için teşekkür ediyorum. Aslında bu paylaştıklarım içimde kopan fırtınaların yüzde biri bile değildir sadece kısa ve öz bir şekilde ifade etmek biraz olsun farklı vizyonlar görebilmek amacı taşıyorum. Sürç-i lisan eylediysem affola kalın sağlıcakla.